ALİ
VE CAN DOSTU
Kış mevsiminin bittiği rengârenk
çiçeklerin açtığı bir ilkbahar günüydü.
Uyuyan doğa uyanmış, tüm canlılara gülümseyerek ‘merhaba’ diyordu. Baharın coşkusu göğsümü yaşam sevinciyle dolduruyordu. Doğadaki kuşların sesi,
çiçeklerin kokusu ve masmavi gökyüzü
insanın başını döndürüyordu. Demek ki umut etmek böyle bir şeydi. Penceremden
içeriye sızan güneş ışığıyla ve
mutfaktan gelen mis gibi omlet kokusuyla erkenden uyandım. Annemin benim için hazırladığı kahvaltıyı hızlıca yapıp okul yoluna koyuldum.
Okul yolunda birlikte
zaman geçirmekten hoşlandığım arkadaşım Arda ile
karşılaştım. Her gün yaptığımız gibi sohbet ederek
ilerliyorduk. Futbol maçında Fırat’ın bu sefer nasıl kaybedeceğini düşünüp kahkahalarla yolumuza devam ediyorduk. Öğleden sonra maç yapacak
olmamız ikimizi de çok heyecanlandırıyordu. Sınıfa
girdiğimizde herkes aynı heyecanla öğleden sonraki maçı konuşuyordu. İlk
ders zilinden sonra zamanın nasıl
geçtiğini anlayamadık Nihayet beklenen
an gelmişti hepimiz büyük
bir coşkuyla formalarımızı giyiyorduk. Ayakkabımın bağcıklarını
bağlamak için eğildiğimde yer
ayaklarımın altından kayıyordu sanki. Doğrulmak istedim ancak bacaklarımın zangır zangır titrediğini,
nefesimin kesildiğini ve kalbimin yerinden
çıkacakmışçasına hızlıca attığını
hissettim. Hayır hayır bu gerçek olamaz! Bu duyguları daha önceden de yaşamıştım. Bir anda kendimi iki yıl
önceki yaşadığım korkunun içinde
buldum. Yine o gün yer ayaklarımın altından
bu şekilde kaymış, yatağım
beşik gibi sallanmış, odamdaki eşyalar sanki
canlanmış gibi yer değiştirmiş ve her yer karanlığa boğulmuştu. Tüm vücudumdan soğuk terler boşalıyor,
anneme seslenmek istiyordum ama sesim çıkmıyordu. Karanlıkla birlikte sesler ve
çığlıklar kulaklarımı delercesine yükselmişti. Tüm bu yaşananlar sihirli
iki elin beni sarıp sarmalamasıyla yerini sakinliğe bıraktı.
Kendime geldiğimde öğretmenime sıkıca
sarıldığımı fark ettim. Yer ne
zaman sarsılsa kendimi bu duygular içerisinde buluyor, üstelik kendi duygularımdan korkuyordum. Başımı kaldırıp öğretmenimle göz göze geldiğimde
öğretmenim de yaşadığım
korkunun ne kadar büyük olduğunu
anlamıştı. Öğretmenim bana tekrar sarılarak daha önce böyle bir olay yaşayıp
yaşamadığımı sordu. Ben de iki yıl önce hala zaman zaman etkisinden kurtulamadığım o anı anlattım. O günden
beri artık yalnız
kalmaktan, yüksek sesten
ve karanlıktan korkuyordum. Bendeki
bu duyguların ne kadar güçlü olduğunu bugün yaşadıklarımdan
sonra bir kez daha anladım. Bu
zamana kadar hiç dışa vurmadığım bu duygularımı öğretmenimle paylaşmam beni biraz da olsa rahatlatmıştı. Tüm bu yaşananların
ardından öğretmenim ve arkadaşlarımla birlikte
o ortamdan ayrılarak okulun güvenli alanı olan bahçeye çıktık.
Bahçeye çıktığımda kalabalığın içinde
annemi görünce koşarak boynuna sarıldım
ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Bu
durumu gören öğretmenim anneme yaşadığımız bu olayı anlattı. Annem bendeki bu korkunun aslında hiç bitmediğini fark etti.
Annemle
birlikte konuşarak evimize doğru ilerlerken kuzenim Suat
abiyle karşılaştık. Bu karşılaşma
beni çok mutlu etmişti. Suat abi çok iyi bir nefes terapistidir. Suat abiyi
ailenin diğer çocukları gibi çok seviyor olmamı; onun hafta sonları çocuklarla
eğitici atölyelerde çeşitli etkinlikler yapıyor olmasına bağladım bir an. Bu
etkinliklerde çocuklarla çok güzel oyunlar oynar, komik hikayeler anlatırdı.
Beni o gün endişeli görünce neyim olduğunu sordu. Ben de okulda yaşadıklarımı ona anlattım. Suat abi bir an duraksadı, daha sonra Ali’ciğim biliyor musun, ben de
daha önce böyle bir olay yaşamıştım. Seni çok iyi anlıyorum dedi. Ardından bana bir
oyun oynamayı teklif etti. Bu teklif
karşısında çok heyecanlanmıştım çünkü onunla değişik oyunlar
oynamak çok eğlenceliydi. Dik
oturup gözlerimi kapatmamı, burnumdan derin bir nefes alıp ciğerlerimi hava ile doldurup
bu nefesi yavaş yavaş geri vererek kendimi en mutlu hissettiğim anı hayal etmemi istedi.
Bu oyuna kendimi
iyi hissedene kadar devam edebileceğimi söyledi. Evet bu oyun hoşuma gitmişti. Bu arada sokağın başında duran Suat abinin köpeği Pati ağzında oyuncağıyla koşarak
yanımıza geldi. Pati bizim mahallenin
maskotuydu. Suat abi, bembeyaz pamuk gibi
tüyleri olan, her anını paylaştığı güzel bir oyun arkadaşına sahip olduğu için çok şanslıydı.
Akşam yemeğinde bugün yaşananlarla ilgili
sohbet ederken annem de Pati gibi bir
köpek alabileceğimizi söyledi. Bu fikri duyunca çığlık
atarak annemin boynuna
sarıldım. Artık benim de Suat
abi gibi her anımı beraber geçireceğim bir arkadaşım olacaktı. Artık korkularımı, kaygılarımı, endişelerimi rahatça paylaşabileceğim bir can dostum vardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder